Metrica

Kaç çivi kaldı?

Herkes konuşuyor. Bazıları dikkate alınmıyor veya dikkate alınmadığını zannedip bağırıyor. Ortalıkta müthiş bir gürültü ve fikir kirliliği var. İnsanlara dinleme ve düşünme fırsatı verilmeden sunulan bir dünyada koşturmaca ve hengame kargaşası yaşanıyor. Bu günler bazılarına göre insanlık tarihinin en şanslı zamanları; bazılarına göre modern kölelik, bazılarına göre ahir zaman alametleri yaşanıyor. Ama gerçek şu ki; insan, insan olduğunu unuttu, ne yaptığını, ne yapacağını ve ne yapması gerektiğini bilemez hale geldi. Toplumsal bir hafıza kaybı yaşamaktayız.

Yanlışı gördüğü halde susan kutuplar,

Doğruyu anlat(a)mayan liderler,

İnandığı veya taraftarı olduğu fikri, hareketi tanımayan, anlamayan, anlatamayan fikir erbabı,

Her görüşüne meşhur bir zatın sözünü yamalayıp ikna edeceğini zanneden boş beyinler,

Galip gelemediğinde hırçınlaşan, nefsini şımartmayanı sürgüne gönderen krallar…

İnsanca yaşamayı bilmeyenlere karşı yapılan itirazlar karma karışık sesler (gruplar) sebebiyle gürültüye dönüşüyor. Diğer yandan makamlarını hak edilmiş seçkinlik gören liyakatsiz insanlardan sâdır olan ve halkın sükûtunu ikrar kabul eden nadanların vicdansızlıkları ve beyanatları, marifet kabul edilir hale geldi.

Dünyanın sökülecek çivisi çok az kaldı dostlar. Onlarca, yüzlerce örnekler yazılabilir, gerek yok. Mesele “susma, sustukça sıra sana gelecek” değil, “sen yanmazsan ben yanmazsam..” da değil. Mesele insan ve insanlık olarak ne kadar pespaye bir hale geldiğimizdir. İnsan olarak bütün mevcudat üzerinde en müstesna kıymete haiz makamdan, nasıl aşağıların aşağısına inmeyi marifet, medeniyet ve hürriyet sayar hale getirildik.

Üç gün hapse girdiğinde dünyayı ayağa kaldıran insanlar, nasıl oluyor da ebedi hapisten korkmadan Allah’a savaş açabiliyorlar? Kavimlerin helak sebebi olarak bahsedilen günahlar alenen ve iftiharla! işlenirken; âkıl (toplumsal lider) kabul edilenler masumları da yakacak azapların ve ıstırapların gelmemesi için yorulmak yerine, yorganı kafasına çekebiliyorlar.

Hakikaten merak ediyorum, herkes istisnasız ölüme inandığını, hesaba çekileceğini beyan ederken; dünyada rezil edecek, yevm-id din denilen hesap gününde hüsrana düşürecek amelleri nasıl işleyebilir? Neye inanarak, neye dayanarak, neyine güvenerek?

Münafıklık meselesini yeniden mi tetkik etsek?

İnsanlara hizmet için emanet edilen makamların, yetkilerin her imkanından kendisine ve avenesine menfaat sunmak, nasıl bir pespayeliktir?

Hakikati ve dosdoğru olmayı anlatmanın makamı olan kürsülerden ilk evvela kendi fikrine adam devşirmek ve diğerlerini tekfir etmek, nasıl bir bezirganlıktır?

Batırıp, bitirip, perişan ettikten sonra toplumun gözünün içine baka baka çok iyi yapmış gibi anlatmak, nasıl bir utanmazlıktır?

Ne dediyse tersinin vuku bulması, ne yaptıysa milletin menfaatine olmaması, ne söz verdiyse aksine olması vb vb anlayışların sonucunda fert, aile, toplum ve ebediyet mahvoluyor, mahvolmaktadır….

Hz Ömer adaletinden bahsedip Haccac’ın zulmünü yaşatmak, Hz Musa’nın dirayetinden bahsedip firavun merhametini arattırmak, Bedir aslanlarından dem vurup makam hastası Emevileri yaşamak, topluma tasarrufu, sabrı ve şükrü tavsiye edip israfın kitabını yeniden yazmak… yaz yaz yaz… bitmeyen bir makale olur.

Kabrin kapısında sönecek tüm her şeyin esaretinden sıyrılıp, insanca ve insanlar için yaşamak erdemine ulaşmak gayretiyle; dostlar, sökülen çivilerin yerine siz birer çivi çakın. Yoksa o hep anlattığımız, dinlediğimiz kıyamet geliyor. Hani diyorlar ya “geliyor gelmekte olan”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Muhlis - Mesaj Gönder

# ilk, KADAR, GÜN

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazetesehir Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazetesehir hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazetesehir editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazetesehir değil haberi geçen ajanstır.