Metrica

Boykot

Bir Vaiz’in Penceresinden Köşemizde bu haftaki konumuz -geç kalınmışsa da- “Boykot!”. Bu yazıda boykotun neden zorunlu olduğu Kur’ân-ı kerîm ve sünnet-i seniyye ekseninde açıklanmaya gayret edilmiştir.

Boykot sözlükte “maksatlı olarak ilgiyi kesmek” şeklinde tanımlanır. Buna göre boykot eyleminin aslı boykot edilen şeyi hayatından çıkarmak, hatta o şeyi ilgi alanına dahi almamaktır.

Dünya Malı Karşında İnsanlar:

Kur’ân-ı hakîm çeşitli vesilelerle kimi insanların dünya hayatını ve malını haddinden fazla sevdiklerini haber verir. Buna ek olarak bu tip insanların dünya malının fâni olmadığı; dünya servetlerinin ahirette de kendilerine fayda vereceği inancında olduklarını bildirir. Örneğin bu kimselerin ifadelerini bize şöyle aktarır: “Üstelik: ‘Bizim malımız da evladımız da sizinkinden daha fazla. Biz öyle azap filân da görecek değiliz’ demişlerdir.” (Sebe’ / 35)

Oysaki Yüce Rabbimiz dünya malı ve nimetlerin fâni/geçici ve imtihan vesilesi olduğunu defaatle bildirmiştir. (bkz. Mücadele/17; Saf/11; Münâfikûn/9; Teğâbun/15; Hakka/28). Bu tip insanların mal/para/makam sevgisi kalplerinden taşmış, dinleri/imanları dünya malı olmuştur. Hâl böyle olunca bu sevgiye gem vurmak isteyenlere karşı düşmanlık etmekten ve savaştan çekinmezler. Rabbimiz onların bu durumlarını şöyle haber verir: “İslâm’a düşmanlık yolunda övünerek: ‘Yığın yığın servet tükettim’ diyor.” (Beled/6)

Dünya Malı ve Yahudiler

Bu insan tipolojisinin en bariz örneği Yahudilerdir. Zira Yahudiler tarih boyunca mal düşkünlüğü ve ticaret maharetleriyle tanınmışlardır. Onlar bu dünyada kazanmanın ahirette de üstünlük vesilesi olduğuna inancıyla ahireti dünya hayatına satmış; Yüce Allah’ın lanetlediği azgın, vahşi ve barbar bir toplumdur. (Bakara/61) Bu kimselerin malları canlarından kıymetlidir. Onların mallarının eksilmesi ruhların eksilmesi gibidir.

Efendimiz (ﷺ) bunu bildiği için; âdeten cihada gönderdiği askerlerine hiçbir bitkiye/hayvana kasıtlı veya keyfi zarar vermemelerini emrederken; Hayber günü Ben-i Nadr Yahudilerinin yüksek surlarla çevrili kalelerine sığınıp teslim olmadıklarını görünce, (Rabbimizin emriyle) Hayber hurmalıklarının ateşe verilmesini emretmiş ve Yahudiler teslim olmuşlardı.

Yahudi’nin ancak güçten anladığı/kırbaçla zaptedildiği tarihi süreçte çok kez tecrübe edilmiştir. Yazının sınırlarını aşacağı endişesiyle bunları zikretmeye çalışmak isabetli olmayacağından araştırmaya havale etmekle yetinmek durumundayım.

Kur’ân’da Boykot

Yüce Rabbimiz Enfâl Suresi 60. Âyet-i kerîmede şöyle emir buyurur: “Onlara karşı, gücünüz yettiği kadar kuvvet toplayın, Müslümanca yaşamanız için en etkili ve üstün silah gücüne sahip olun. Sözgelimi, güçlü süvari birlikleri oluşturmak üzere savaş atları ve elinizdeki imkân ve içinde bulunduğumuz şartlara göre gerekli olan her şeyi hazırlayın ki, böylece hem Allah’ın düşmanı hem de sizin düşmanınız olan insanları ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiği ve gelecekte Müslümanların başına belâ olabilecek kimseleri korkutup savaştan caydırabilesiniz. Fakat bunu gerçekleştirmek için, tüm malınız ve canınızı ortaya koymanız gerekiyor. Unutmayın ki, Allah yolunda her ne harcarsanız, size karşılığı eksiksiz ödenecek ve asla haksızlığa uğratılmayacaksınız.” (Mahmut Kısa Meâli)

Yukarıda yapılan boykot tanımıyla ilgili âyet-i kerîmenin münasebeti düşünüldüğünde “düşmanın mallarını kullanmak bir yana, onlara ilgi dahi duymamak gerektiği göz önüne alındığında; bunun ancak kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmekle mümkün olduğu anlaşılır.” Buna göre boykotun ön yüzü düşmanın mallarının kullanılmaması iken; arka yüzü o mallara ihtiyaç bırakmayacak icat, keşif ve üretimdir. Dahası bu müminlere ilâhî bir emirdir. Ancak ümmet olarak uzun yıllar bu konuya ne yazık ki gereken hassasiyeti göster(e)mediğimiz gerçek olsa da; şükür ki -istenilen düzeyde olmasa da- bugün itibariyle boykot mallarının yerli/milli alternatifleri pek çok kalemde mevcuttur. Şu hâlde Kur’ân’ın emirleri, Efendimizin (ﷺ) sünneti ve âlimlerimizin boykotun zorunlu bir vecîbe/ödev olduğunu ilan etmeleriyle boykotu hafife almak, ihmal etmek, gevşek davranmak ne dînî ne ahlâki ne de insanî olarak kabul edilemez.

Bir Başka Açıdan Boykot; bir duruş meselesidir. Bir anlam da gerekli şartlar oluşmadığı için kardeşlerine cephe de yardım edemeyen Müslümanın; imanında, hayatında, sofrasında kardeşlerine yer verdiğinin ispatıdır boykot. Öyle ya her iddia ispata muhtaçtır; ben bir mü’min olarak Rabbimin farz kılmasıyla tüm mü’minleri kardeşlerim olarak gördüğümü iddia ediyorsam, bunu başka türlü nasıl ispat edebilirim ki?

Son söz yerine; “zâlim/gayri müslimlerin mallarını boykot etmek yalnızca mazlum kardeşlerimizi değil; belki de onlardan daha çok, bir farîzayı yerine getirmiş olmakla hem kendi dünya hayatımızı hem de ahiretteki hesaptan kurtaracaktır.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazetesehir Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazetesehir hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazetesehir editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazetesehir değil haberi geçen ajanstır.