Metrica

YATIRIM TAVSİYESİDİR

Hemen hemen tüm insanların birikimlerini kaybetmemek ve ziyadeleştirmek için değerlendirmeye çalıştıkları malumumuzdur. Yatırım olarak isimlendirilen bu çalışmalar için kaç yöntem var toparlayamıyoruz. Astroloji ile takip edenler, uzmanları okuyanlar, birikimlerini brokere verenler, danışman tutup kazancından kazandıranlar vs vs. Dünya nüfusunun kahir ekseri günlük nafakasını temine çabalarken, bunları piyasada görmek mümkün değil. Zannediyoruz ki, çoklar çuvalla para kazanıyor ve fonlara yatırım yaparak binlerini milyon, milyonlarını milyar yapıyor. Üstelik YTD kısaltması ile yatırım tavsiyesi değildir diyerek ‘kazanırsan ben söyledim, kaybedersen sorumlusu sensin’ demek olan ifadelerle piyasayı analiz eden o kadar çok aklı evveller var ki.

Ben size gerçek yatırımdan ve uzmanından bahsedeyim de, elimizdeki sermayeyi kaybetmeyelim. Hz Peygamber asm ve Kur’an’ın haber verdiği faniyi bakiye tebdil etme ve ebedi saadeti kazanma kaybetme analizleri.

Ne diyor Hz Allah cc; “Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır.” (Tevbe 111)

Ne diyor Hz Peygamber asm; “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayatını!”

Hayatın dolambaçlarında dönüyoruz dolaşıyoruz insana ve kendimize ulaşıyoruz. Bir ânı-ı seyyale ile tabir edilen, göz açıp kapayıncaya kadar sürdüğünü son anda idrak ettiğimiz, hayatın gerçek sermayesi olan her nefesimizi emanet mi diyoruz, sahibi mi zannediyoruz? Yatırım için bir arsa satın almış olsak ve değerinin on veya yüz katı fiyatla müşteri çıksa acaba ne kadar düşünürüz? Elimizde olan ve her gün değer kaybeden bir metaı, bir müşteri bin katı fiyatla satın almak istese ne derece endişe ederiz. Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Her gün binlerce ispatıyla bu hayatın faniliğine şahit olurken biz bunun haricinde kalacağımız gafletine nasıl düşer ve inanabiliriz? İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakikî lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umûr-u ebediyetedir(ebediyete bakan işlerdir). Hayatı kazanmak ve eğlenmekten ibaret sayan insan, kazanmayı da eğlenmeyi de hakiki olarak bilmiyor. Ankebut suresi ayet 64 “(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi” demektedir.

Ömür sermayemizin en verimli ve bereketli dönemleri olan gençliğimizi nasıl heba ettiğimizi düşünmek hatırımıza geliyor mu? İhtiyarlarımız esefle iç çekiyor, gençlerimiz geçiyor diye telaş ediyor. ‘Ruhum genç’ gibi tabirlerle kendimizi kandırmayalım. Hayat durmuyor akıp gidiyor.

Hz Peygamber asm “En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesâtına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki, gaflette ve hevesatta gençlere benzemek ister, çocukçasına hevesât-ı nefsâniyeye tâbi olur” demektedir. Bediüzzaman “gençliğin suiistimâliyle gelen hastalıkla hastanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere ve kalb ve ruhun gıdasızlık ve vazifesizliğinden neş’et eden sıkıntılarla meyhanelere, sefahethanelere veya mezaristana düşeceklerini bilmek istersen, git hastanelerden ve hapishanelerden ve meyhanelerden ve kabristandan sor. Elbette, ekseriyetle gençlerin gençliğinin suiistimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-ı meşru keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve esefler işiteceksin” ifadeleriyle gençlik ve ömür sermayesini nasıl boş yere heder ettiğimizi ifade etmiştir.

Asla bizim olmayan ve asla bizde kalmayacak olan ve hakikatte bize imtihan şeklimiz olarak emaneten verilen her imkânı, her değeri, her makamı, gerçek yatırım ve ebedî kazanca çevirmek telaşında isek, son nefese kalmadan ve ‘imtihan bitti kaleminizi bırakın’ denmeden aklımızı başımıza alalım. “Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan(işlerinden) kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun… ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan.” Yatırım tavsiyelerine ciddi kulak vermek gerektiğini hatırımızdan çıkarmayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Muhlis - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazetesehir Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazetesehir hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazetesehir editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazetesehir değil haberi geçen ajanstır.