Metrica

TOPRAĞIN SESİ

Geçen haftadaki yazımda sılama bir soru sormuştum. Doğum büyüdüğün topraklar bu soruma duyarsız kalmadı elbette. Çünkü O’ da doluydu O’ da sitemliydi bizler gibi. Bakın neler söyledi bana.

TOPRAĞIN SESİ

Şöyle bir uğramaktan başka yaptığınız ne var ki bana. Bende biliyorum anlatır gözlerim, anlatır her şeyi. Ama emek verip gurbetlere saldığım sizler, duyamazsınız yüreğimdeki isyanımı. Bulamazsınız elbette, sokakların caddelerin o eski tadını.

Şöyle bir düşünün, siz hala o eski siz misiniz ki? Bakın bir kez aynaya, duruyor mu okşadığım, o taraklara sığmayan saçlarınız?

Düşündünüz mü hiç? Değirmen taşlarının arasında ezilen tanecik tekrar döner mi buğdaya?

Zaman, güneşin doğuşu ve batışı gibidir. Akıverir avuçlarının arasından su gibi. Tutamazsınız… Geri getiremezsiniz… Değerini bilemediniz doğduğunuz bu toprakların… Keskin birer sirke oldunuz birçoğunuz… Beni evlerinizdeki duvarlara süs yaptınız… Oysa ben; neler yapmadım ki sizler için.

Bereketli topraklarımda yetiştirdiğim ürünleri size harçlık yaptım… Giydirdim... Yedirdim... İçirdim… Adam yaptım sizi… Söyleyin şimdi bana; hanginiz döndü geriye hanginiz?

Susuzluğunuzu giderdiğim o kuyulara, ipli kova yerine taş attınız irili ufaklı. Hiç biriniz çıkarmayı düşünmedi, bağrıma saplanmış küflü hançer gibi duran demir parçacıklarını. O teknolojinin oluşturduğu modern makinalarla kanımı emdiniz.

Yanık yüreğimi serinleten kar sularına set gerdiniz sıkıştırıp vadiler arasına. Avuçlarımda can bulan balıklarımı cam havuzlara kapattınız.

Birçoğunuz zehir serpti düzlüklerime ve el birliği ile akan sularıma arıtma yapmadan lağım ve zehirli atıklar saldınız ve salmaya devam ediyorsunuz. Bedenimden beslenen ne varsa kıyıyorsunuz acımasızca.

Koruyamıyor bizi hasretiyle yandığımız hülya olan bu şehir diyorsunuz. Unutmayın ki bu hülya şehir; sizin için ağlamakta ve sizin hasretinizle yanıp kavrulmakta.

Ama sizler; suya düşen damlacıkların oluşturduğu halkalar gibi gelip kaybolmaktasınız. Görünüşüme bakmayın… O’ nu sizler değiştirdiniz. Yüreğim yine sıcak. Yüreğim sevgi dolu ve şefkatli kollarım, sonuna kadar açık sizleri sarmak için.

İnanın ki kısada olsa gelişleriniz payam çiçekleri gibi sevinç doldurmakta içimi. Ama beni yiyip bitiren ve başkalaştıran; Tabuta sarılmış son gelişleriniz olmakta.

İşte! Bu yüzen o haldeyim işte…

Toprağımın bu yanıtı karşısında ben sadece sustum

Nuri GÖKGÖZ

( Toprağın Sesi)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuri Gökgöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazetesehir Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazetesehir hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazetesehir editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazetesehir değil haberi geçen ajanstır.