Cuma, 18 Ekim 2019
.
25
Denizli
.
Gönüllerde sinelere dokunmak

Muharrem Aşure ve Hicret

Komşumuzun oğlu Mehmet aşure getirdi. Bu ne Mehmet deyince, ” Bugün aşure günü, annem aşure yaptı

. Tüm komşularımıza dağıtıyoruz. Size de getirdim” diye cevap verdi. Bu sefer “Peki Mehmet, aşure nedir biliyor musun?” hemen, tabii biliyorum. “Nuh tufanında Hz. Nuh’un gemisi karaya oturduğu gün herkes elindeki tüm yiyecekleri bir araya getirip pişirdiler ve aşure yemeğini yaparak yediler. İşte, bu güne aşure günü olarak adlandırıldı. Bizler de o günden itibaren aşure yaparak birbirimizle paylaşıyoruz.” Mehmet’e şöyle bir gülümsedim, başını okşadım. ”Teşekkür ederim. Annenin ellerine sağlık, selam söyle” dedim. Mehmet de afiyet olsun diyerek diğer aşure tabaklarını komşulara dağıtmak için acele acele gitti.
Hemen mutfağa gittim. Bir kaşık alarak aşureyi yemeye başladım. Aşureyi bir taraftan yerken bir taraftan da aşure gününü düşünmeye başladım.
Aşure, nohut, buğday, kuru fasulye, üzüm, nar, incir, fındık, nişasta gibi birçok hububattan ve meyveden yapılan bir tatlıdır. Aşure günü ise Arapça bir kelimedir. Manası onuncu gün demektir. Aşure günü Muharrem ayının onuncu günü olduğu için aşure günü denilmiştir. Dilimize de öyle geçmiştir. Aşure gününün önemi yani biz Müslümanlar için mübarek olmasının sebebi Allah Teâlâ’nın bu günde 10 peygamberine bazı ihsanlarda bulunmasından kaynaklanmaktadır.
İşte bu on ihsan ve peygamberler: Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cudi Dağı'nın üzerine bu günde demirlemiştir. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) bu günde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından kurtulmuştur. Hz. Âdem’in (a.s.) tövbesi kabul edilmiştir. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan kurtulduğu gün. Hz. İsa (a.s.) bu günde dünyaya gelmiş ve semâya yükseltilmiştir. Hz. Davud'un (a.s.) tövbesi o gün kabul edilmiştir. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yakup’un (a.s.), oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Eyüp (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Muharrem hürmet edilen manasına gelmektedir. Yukarıda saydığımız peygamberlere verilen lütuflar Muharrem ayı içinde onuncu gününde olduğu için hem Muharrem ayı hem de onuncu günü yani aşure günü bizler için tabi ki hürmet edilen, mübarek olan bir ay ve gün olması gerekir.
Peygamberimiz “Ramazan orucundan sonra orucun en faziletlisi, Allah’ın ayı olan Muharrem ayı orucudur!” Müslim 1153/202, buyurmuştur. Muharrem Allah’ın ayı, aşure günü büyük lütufların ihsanların olduğu gün olduğu için oruç tutarak Allah’ın peygamberlere ihsan ettiği lütuflar gibi bizlere de ihsanda bulunabilir. Yalnız orucu Muharremin 9,10,ve 11. günlerinde tutmamız gerekir. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiklerinde Yahudiler Muharremin 10. gününde oruç tuttuklarını görünce, niçin oruç tuttuklarını sorar. Onlar da bugün HZ. Musa’nın Firavundan kurtulduğu gündür. O günü yâd etmek için oruç tutuyoruz derler. Peygamberimiz de Musa bizim kardeşimizdir, bizdendir. Biz de oruç tutarız. Fakat size benzememek için bir gün önce ve sonra tutarız der. Ramazan orucu farz olmadan önce Peygamberimiz Muharrem orucunu sahabelere tutması için emretmiş. Ramazan orucu farz olunca da serbest bırakmış. Fakat faziletini de yukarıdaki hadisinde belirtmiştir.
Muharrem Ayının diğer bir özelliği de Hicri Yılbaşının olmasıdır. Bilindiği üzere Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir. Bu tarih esas alınarak Hz. Ömer zamanında Müslümanların kullanacağı bir takvim düzenlenmiştir. Muharrem de kameri ayların başlangıcı olduğu için hicri yılbaşını Muharrem ayının birinde başlatmışlardır.
Hicret, sadece Mekke’den Medine’ye sırdan bir yolculuk değildir. Hicret, cehaletten aydınlığa gidilen bir yolculuktur. Hicret, batıldan hakka doğru bir yürüyüştür. Hicret, cahiliyeden hidayete girmeye bir adımdır. Hicret, bir kaçış değil İslam’ı daha iyi yaşamak ve daha iyi anlatmak için doğup büyüdüğü yerden bütün malı mülkü ve geçmişi bırakarak yeni bir geleceğe yön tutmaktır. Hicret, kısacası Allah için Allah yolunda bir göçtür. Günahlardan kaçınmak, şeytanın tüm kandırmalarına kanmamak, kalbi tüm kötü huylara kapamaktır.
Görüldüğü gibi hicret İslam’ın dönüm noktasıdır. "Hakiki muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir." (Buhari, İman 4, Rikak 26; Nesaî, İman 9) Peygamberimizin hadisinde olduğu üzere biz de tüm günahlardan hicret ederek bizim de manevi yaşantımızın dönüm noktası olsun.
Hicri Yılbaşınızı, Muharrem ayınızı, Muharremin onuncu gününü yani aşure gününüzü kutlar, hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.